Döngü: Nuh’un Gemisi

Nuh’un Gemisi ve Dünya’da yaşamın başlangıcına fantastik bir varsayımla yaklaşmak.
Çocukluğumdan beri, uzayı ve uzayın derinliklerini, uzayın sonsuz boşluğunda dünyamız gibi yaşam formu bulunan gezegenlerin varlığını düşünmüşümdür.
Özellikle geceleri gökyüzüne bakıp, derin düşüncelere dalarak uzayın ve dünyanın milyarlarca yıldır nasıl var olduğunu, aklın yetmediği bu koskocaman zaman diliminde neler neler yaşandığını düşündükçe içim ürperiyordu… Hala da öyle…
Biz insanoğlu; topu topu 100 yıl yaşayabilen ve sadece belli şartlarda hayatta kalabilen faniler olarak bu sonsuz zamanın hangi diliminde yer alıyoruz acaba? Düşünsenize +-60 derecede, oksijen, su, gıda ve uykuya ihtiyaç duyarak yaşayan bir beden, sadece belli frekans aralığında duyan, gören, düşünen fani canlılar… Ve bizimle birlikte hayat standartları değişiklik gösteren başka başka tür tür canlılarla ortak bir paydada ve bir aradayız. Kiminin ömrü bir gün, kiminin 400 yıl… Bir kelebek bir kaç gün, bir köpek 10-15 yıl, bir kaplumbağa 300-400 yıl… ( Rakamlar bilimsel değil, yaklaşık olarak konuyu anlatmaya çalıştım).
Ve bu canlıların, diğer canlılarla ortak noktaları var. Hepsi oksijene, suya, beslenmeye, uykuya ihtiyaç duyuyor.. Tüm bu yazdıklarım ışığında gelelim aklın yetmediği, hemen hemen her bilimde, felsefede, mitte, dinde yer alan bu inanılmaz var oluş döngüsüne… Döngü kelimesini bilerek kullandım. Yazının devamında ne demek istediğimi daha iyi anlatabilirim umarım.
Düşünsenize; Bugün insanoğlu, Dünyanın sonu gelme ihtimaline ya da dünyadaki kaynakların hızla tükendiği gerçeğine karşın, hayat formu bulunan yeni bir gezegen bulma çabasında. Dünyamıza en yakın özelliklere sahip ve daha önceleri yaşam formları bulunduğu kanıtlanan Mars gezegenine yoğunlaşmış durumdayız değil mi? Bu gezegene yolcu taşıyabilme ve dünyamızdaki değişik türden canlıların bir kısmını naklederek hayatta tutabilmek için neler yapılabileceğinin uğraşını vermekteyiz. Tarımsal faaliyetlerin deneyleri bile yapılmakta. Kızıl gezegende kırmızı toz yiyecek halimiz yok ya…
Belki kamuoyuna açıklanmayan daha farklı, daha yaşanabilir gezegen veya gezegenler de bulunmuş olabilir. Belki de bilim insanları olası bir gezegen değiştirme senaryosunu şimdiden uygulanabilir hale getirmiş, ihtiyaç halinde seçilmiş canlıları nakletmek için düğmeye basabilecek durumdadır… Kim bilir…
Yukarıda kullandığım “Döngü” kelimesine dönelim isterseniz. Bizler bugün top yekün gezegenler arası taşınma işlemini düşünmek zorundaysak ve herşeyin bir sonu olduğu gerçeğini kabul ediyorsak, dünyanın da bir gün sonunun geleceği gerçeğini inkar edemeyiz değil mi?
İşte soru bombardımanının başladığı nokta burada başlıyor. Kıyamet günü dediğimiz yok oluş gününde veya öncesinde başka bir gezegene nakledilmek üzere hazırlık yapılan bir döngü içinde miyiz? Cennet denilen yer yeni bir gezegen mi? Cehennem de sonu gelen, terkedilmesi gereken bu gezegen mi? Nuhun Gemisi, içerisine bir gezegenden, insan da dahil, farklı yaşam türleri alarak bizi şuan yaşadığımız adına Dünya dediğimiz yeni gezegene getiren bir döngünün unsuru mu? Adem ile Havva bu döngüyle dünyaya gelen ve insanlığın devam edebilmesi için gönderilen seçilmiş uzay yolcuları mı?
Kafanız karıştı değil mi? Şimdi dilerseniz gelecek ile örneklemeye devam edelim… Farzedin, teknolojik olarak, bu yolculuk işlemine hazır durumdayız ve bizimkine yakın ya da aynı yaşam formu bulunan başka bir gezegene gönderilmek üzere nakledilmeyi bekleyen bir grup oluşturuldu…
Bu nakil aracı insan da dahil bir çok canlı türünü içerisine alarak, bu yeni gezegene intikal etti ve o gezegende, nakledilen bu canlılarla yaşam başladı. Bu gezegene giden bu insanlar, oranın ilk insanları, yani Adem Havvası; nakli gerçekleştiren araç da Nuhun Gemisi olmuyor mu?
Kainatın işleyişi bir döngüden ibaret…
Doğum-ölüm, gece-gündüz, gezegenlerin belli bir yörüngede dönüp tekrar başa dönmesi… Belki de böyle bir tekerrür içinde var oluştan yok oluşa, yok oluştan var oluşa gidip gelen bir döngünün içindeyiz…
Kim bilir belki de Nuhun Gemisi filmlerde izlediğimiz uzay araçlarından farksızdı…
Adem ile Havva da düşündüğümüzün aksi, uzayda yolculuk yapabilen uzay yolcularıydı…
Şimdi tekrar gecenin karanlığında, gökyüzüne bakıp bu sınırsız alemi düşünmeye devam ediyorum…
Döngümüz daim olsun…

Bahadır EREN

1984 yılında Erzurum'un Hınıs ilçesinde doğdum. İlkokul 4 e kadar Hınıs'ta Cumhuriyet ilkokulunda okudum. Daha sonra ailemin Erzurum'a taşınması sebebiyle eğitimime Erzurum'da devam ettim. Ankara Atılım Üniversitesi - İngilizce İnşaat Mühendisliği Fakültesini bitirdikten sonra inşaat sektöründe hala çalışmaya devam etmekteyim. Evliyim, Alin Sare adında bir kızım ve İbrahim Aras adında bir oğlum var.

İlgili Makaleler

0 0 vote
İçerik Puanı
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı