Yaşını inkar ederek yaşlanmayı engelleyebilir misiniz?

Yaşını inkar ederek yaşlanmayı engelleyebilir misiniz?

Yaşlanmak doğal bir süreçtir ve durdurulması mümkün değildir. Evet genel kanı buna inanmamızı söylüyor. Peki kendimizi yeterince genç hissedersek yaşlanmayı engelleyebilir miyiz? Yeni yapılan bir araştırma, bireylerin kendilerini hissettikleri yaşın, hayat kalitesini ve yaşam sürelerini etkilediğini ortaya koyuyor.

Günümüzde yaşlı veya genç sayılmak için koyulan kriterler büyük bir değişim gösterdi. Eskiden orta yaş veya ileri yaş olarak nitelendirilen rakamlar etkisini yitirdi. Peki hangi yaş genç, orta yaşlı veya ileri yaşlı sayılıyor?
BBC’de yayınlanan bir araştırmaya göre, bu sorunun sorulduğu yaş, verilen cevabı önemli ölçüde etkiliyor. 2018 yılında yapılan ve 500 binden fazla katılımcının katıldığı bir ankette 20’li ve 30’lu yaşlardaki bireylere bazı sorular soruldu. Katılımcılar orta yaşın 40’ta, ileri yaşın ise 62’de başladığını belirtti. Buna karşılık, 65 ve üzerindeki katılımcılar ileri yaşlılığın 71’den önce başlamadığını söyledi.
Bu yanıtlardan çıkarılan sonuç ise kimse yaşlandığını kabul etmek istemiyor.
40 yaşındaysanız, 40’ın artık yeni 30 olduğunu söylemeniz çok normal. 70’li yaşlarında olanlar ise sağlıklı oldukları ve kendilerine iyi baktıkları için kendilerini orta yaşın sonlarında gibi düşünebiliyor.
Bunun altında yatan gerçek ise ileri yaşlı insanları kafamızda hasta, bitkin ve düşkün olarak canlandırmamız. Aklımıza yerleşen bu algı, kendimizi ister istemez ‘yaşlı’ olarak nitelendirmemize engel oluyor.
Peki insanlar kendilerini yaşlı olarak görmediği müddetçe yaşlanmayı geciktirebilirler mi? Görünüşe göre, bu tutum hayat kalitesinde ve bireyin kendini geliştirmesinde iyi bir strateji olabiliyor.
2003 yılında Hannah Kuper ve Sir Michael Marmot adındaki araştırmacılar, “İleri yaş ne zaman başlar?” sorusunu yönelttikleri kapsamlı bir çalışma yaptı.
Cevaplar çok değişken olsa da araştırmacılar enteresan sonuçlar elde etti.
Sonuçlara göre, ileri yaşlılığın daha erken yaşlarda başladığını söyleyen insanların gelecek 6-9 yıl içinde kalp krizi veya kalp hastalığı geçirmeye ya da sağlığının bozulmaya daha meyilli olduğunu tespit edildi.
Peki ‘ileri yaşlılığın’ kaçta başladığına dair verilen cevap, bir insanın sağlığına nasıl bu kadar büyük bir etkide bulunabilir?
Bu çalışmadan elde edilen çıkarıma göre, bu sorunun sorulduğu insanlar, öncelikle kendi sağlık durumlarını ve yaşadıkları hayat standartlarını gözünün önüne getiriyor. Eğer koşullar yeterince iyi değilse ‘ileri yaşlılığın’ daha erken yaşlarda başladığını düşünüyor.
Aynı düşünceyi paylaşan insanlar aynı zamanda yaşadıkları sağlık problemlerini çok umursamıyor veya hayat kalitesini düzeltmek için adım atmıyor çünkü mutlak sonun kaçınılmaz olduğunu düşünüyorlar.
Bu bireyler, yaşlı insanların kırılgan olduklarını düşünerek bilerek daha yavaş yürümeye veya işleri daha ağırdan almaya çalışabilir ya da yaşlılıkla beraber unutkanlığın başlayacağını düşünerek hafızalarına güvenmemeyi tercih edebilirler. Bu da yaşlı insanlardan bekledikleri sağlık problemlerini kendilerinin de deneyimlemesine yol açacaktır. Özetle, yaşlanmayı bekledikleri için yaşlanacaklardır.
‘İleri yaşlılığın’ daha geç yaşlarda başladığını düşünenler ise sağlığı ve beslenmesi konusunda daha bilinçli. Bu düşünce yapısına sahip insanlar, daha genç olduklarını düşündükleri için gençler gibi davranacak ve sağlığına, yediğine, sporuna dikkat edecektir.
Yale Halk Sağlığı Okulu’nda 50 yaş ve üzerindeki insanlarla bir çalışma yapan Becca Levy ise yaşlanma konusunda olumlu düşünceleri olanların bu çalışmaya katıldıktan sonra ortalama 22 yıl yaşadığını tespit etti. Yaşlanma konusunda negatif hisler besleyenlerin ise ortalama 15 yıl kadar yaşadığı ortaya çıktı.
Elbette bu çalışmaların hiçbiri, mucizevi bir şekilde yaşlanmayı tamamen durdurabileceğimiz veya gençleşeceğimiz anlamına gelmiyor. Yaşlandıkça fonksiyonlarımızı yavaş yavaş kaybedecek ve hastalıklara karşı daha savunmasız olacağız. Bu çalışmalardan çıkan sonuçlar ortaya genel varsayımlar koyuyor. Yani orta yaşlı olduğunuza inanmamanız yaşlılıkla gelen hastalıklara yakalanmayacağınız anlamına gelmiyor.
Ancak David Robson ‘The Expectation Effect’ (Beklenti Etkisi) adlı kitabında kaybettiğimiz gençlik için yas tutmak yerine, yaşlandıkça kazandığımız deneyimlere ve bilgilere odaklanmamızı öneriyor.
İleri yaştaki insanlar kendilerini kötü hissettiğinde bunun yalnızca yaşlılıktan olduğunu düşünememeliler. Yaşlansak bile daha sağlıklı olmaya ve hala yapabileceğimiz çok şey olduğuna inanmalıyız. Eğer buna inanırsak daha uzun ve keyif dolu bir yaşam bizi bekliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu