Kızarmış Gıda Tehlikesi Giderek Artıyor

Kızarmış gıdaların insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkisi gün geçtikçe artmakta. Giderek artan hazır gıda tüketimi ve değişen beslenme alışkanlıkları sağlımızı tehdit etmekle kalmayıp kronolojik hastalıklara yol açıyor.

Yaşam koşulları ve değişen beslenme kültürünün alışkanlıklarımızı olumsuz yönde etkilemekte. Beslenme alışkanlıklarının değişmesi, hızlı yaşayan şehir insanını hazır gıda ve kızarmış gıdalara yöneltmekte. Beslenme alışkanlıklarının değişmesi sağlığımızı bozmakla kalmayıp ciddi hastalıklara da neden olmakta. Kardiyolog Dr. Rıza Kaya, kızarmış gıda tüketiminin giderek arttığını ve bu yolla oluşan kalp hastalıklarının da yaygınlaştığını belirterek, gıda tüketimine dair üç kritik önerisini paylaştı.

Kardiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Rıza Kaya, koroner kalp hastalığı, inme hipertansiyon, diabetes mellitus ve obezite gibi kronik bulaşıcı olmayan hastalıkların dünya çapında ölüm ve morbiditenin başlıca nedenleri arasında geldiğini ifade ederek, “Bu hastalıklar hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelere önemli bir sağlık yükü oluşturmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO),kronik hastalıkların dünya çapındaki tüm ölümlerin neredeyse dörtte üçünü oluşturacağını öngörmektedir” dedi.

DİYET YAĞLARI VE KRONİK HASTALIKLAR ARASINDAKİ İLİŞKİ…

Diyet ve beslenmenin kronik hastalıklar için önemli değiştirilebilir risk faktörleri arasında olduğunu belirten Dr. Kaya, “Sağlığın geliştirilmesi ve sürdürülmesinde anahtar rol oynamaktadır. Yüksek enerji ve yağ içeriği olan doymuş yağ ve rafine karbonhidratlarla alınan gıdaların aşırı tüketimi kilo alımı ve obeziteye yol açıp bulaşıcı olmayan kronik hastalıklar için artmış bir risk oluşturmaktadır. Diyet yağları ve kronik hastalıklar arasındaki ilişki, diyet yağlarının kardiyovasküler hastalıkların gelişiminde önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Bu nedenle son yıllarda diyet kılavuzlarının odak noktası toplam yağ alımının azaltılması yerine tüketilen yağların türü ve diyetin yağ asidi profiline daha fazla vurgu yapılmasına doğru kaymıştır” diye konuştu.

Son yıllarda hızlı ekonomik gelişme, makineleşme ve dünya çapında pazar küreselleşmesi, beslenme ve yaşam tarzlarında değişikliklere yol açması sebebi ile besinlerin daha uzun raf ömrü ve taşınması amacıyla, doğal formlarında değişiklik yapma ihtiyacını doğurduğunu belirten Dr. Kaya, “Kızartma çok eski bir pişirme yöntemidir ve yüzyıllar önce Akdeniz ülkelerinde kullanılmıştır. Artık tüm dünyada kızartma tercih edilen pişirme yöntemidir ve dayanıklılığı artırılmış işlenmiş gıda üretmek için yaygın olarak kullanılmaktadır. Ayrıca bazı tüketiciler için besinleri derin yağda kızartmak tadını daha çekici hale getirerek yiyeceklerin lezzetini artırmaktadır. Yüksek sıcaklıklarda (150-200 C) yüksek oranda doymamış bitkisel yağlar, oksidasyona duyarlı olmaları nedeniyle gıda ürününün kızartma ve raf ömrünü kısaltır. Doymuş yağ asitleri bakımından zengin yağlar ve kısmen hidrojene yağlar, uzun süreli kızartma için gelişmiş stabilite profillerine sahiptir” ifadelerini kullandı.

“KALP YETMEZLİĞİ RİSKİ YÜZDE 37 ARTTI”

Kızarmış yiyeceklerin özellikle fast-food satış yerlerinden olanların genellikle trans yağlar içerdiğini belirten Dr. Kaya, bunların düşük yoğunluklu lipoprotein veya “kötü” kolesterol düzeylerini yükselttiğini ve yararlı yüksek yoğunluklu lipoprotein veya “iyi” kolesterol düzeylerini düşürdüğünü ve ayrıca kızartma vücudun enflamatuar tepkisini etkileyebilecek kimyasal yan ürünlerin üretimini artırmakta olduğunu belirtti.

Kaya sözlerine şöyle devam etti: “Kızarmış yiyecek yemek artan kardiyovasküler olay riskiyle bağlantılıdır. Risk, haftalık 114 gram ek porsiyon ile artar. En az kızarmış yiyeceği yiyenlerle karşılaştırıldığında, en çok yiyenlerin kalp yetmezliği riski yüzde 37 arttı.”

İlgili Makaleler

0 0 vote
İçerik Puanı
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı