Esra Gezginci İstanbul’un sırlarına kapı aralıyor: Büyükada

Esra Gezginci İstanbul’un sırlarına kapı aralıyor: Büyükada

15. yy’da Osmanlıların şehirde ele geçirdiği son yer olduğu kabul edilen, çam ağaçları, erguvanları, zarif ahşap evleri, trafikten arınmış olmanın huzuru ile İstanbul’dan ayrı bir dünya olan tarihi Prinlipo; yani Büyükada… Esra Gezginci ile Esrarengiz İstanbul, pazar günü … ekranında seyirciyle buluşan bölümünde, Prens adalarının en büyüğü olan Büyükada’daydı.

Esra Gezginci ile Esrarengiz İstanbul, pazar günü … ekranında seyirciyle buluşan bu bölümünde,Prens adalarının en büyüğü olan Büyükada’da. Rus Devrim tarihini’nin önemli isimlerinden Lev Troçki’nin sürgün yıllarını geçirdiği İzzet Paşa Köşkü’nün gizemli tarihini, yetim kalmış Rum yetimhanesinin hazin hikayesini, tüm dileklerin kabul olduğu kabul edilen Aya Yorgi Kilisesini ve manastırını Profesyonel Rehber Ali Faik Özbilge ile keşfetti.
Prens Adalarının en büyüğü ve en dikkat çekeni olan Büyükada’nın tarihi Antik döneme kadar uzanıyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarında yapılan kazılarla rastlanmış olan Büyükada geçmişi M.Ö. 300’lü yıllara kadar izler taşıyor.
Osmanlı döneminin içinde ayrı bir önem taşıyan adaya 1908’de II. Abdülhamit bazı devlet görevlilerini Büyükada’ya yerleştirerek adanın gelişmesini sağlamış, konaklar ve yalılar inşa ettirerek adanın siluetini değiştirmiş.
“Her semtin bir ruhu var” derler… Bu açıkcası bana biraz zorlama bir lirizm gibi gelir ancak Adalar deyince sizde nasıl bir intiba oluşur? Ada’ya binlerce insanı getiren bu iskeleyi ve saat kulesininde hikayesini anlatır mısınız?
 
“Ada benim için şehrin o kalabalığından tozundan dumanından kaçabileceğiniz nimettir. Azeryan yapmış bu iskeleyi. Aslında bugün evlerle apartmanlarla dolu olan yer kayalık bir yer. Ben orayı bir düzleteyim demiş. Oraya da yeni bir iskele yapayım demiş. Ahşap iskele orada yapılmış. Daha sonra 1914’te 1. Dünya Savaşı’nın başlangıcı gibi bir şey aslında. Şehrin birçok yerinde buna benzer iskeleler yapılıyordu. 1. ulusal dediğimiz pencerelerin üzerlerinde böyle sivri kemerli ve de çinili.  Vedat tekli, mimar kemalettin, talat bey bunlar çok yapmış bu tarz iskelelerden.
Bu Osmanlı’nın fermanla yaptırılmış son saat kulesi 1918. yani osmanlının zamana dair belki de son imzası.
Büyükadanın bir özelliği de yani istanbul’un iklimiyle adalar iklimi arasında birkaç derece fark oluyor. Ada iklimi akdeniz iklimine daha yakın. egeye daha yakın. o açıdan da yani adaya geldiğinde güneye inmiş gibi hisseder insan.”
Yaklaşık 7 yüzyıl Bizans İmparatorluğu tarafından sürgün yeri olarak kullanılan Büyükada tarihi, taht kavgaları ve siyasi anlaşmazlıklarla dolu. Öncesi için sürgün adası demek doğru mu? Adanın simge yapılarından olan İzzet Paşa Köşkü’ne sürgün edilen Troçki’nin hikayesini anlatır mısınız?
 
“Troçki Sovyetler Birliği’nin o meşhur devrimcisi. Ekim Devrimi 1917’de Lenin’den sonraki ikinci adam. Fakat 1924’te Lenin öldükten sonra karşısına Stalin rakip olarak çıkıyor ve maalesef Stalin’e karşı başarılı olamıyor. Ve o eski yerini kaybediyor. Zaman içerisinde Stalin ne olur ne olmaz diye buna belli baskılar uyguluyor. Ülke içerisinde kalmasın yurtdışına yollama kararı alınıyor. En sonunda Türkiye bir şekilde kabul ediyor. Ve 1929 senesinde Troçki bir gemiyle Karadeniz’den geliyor. Büyükdere’de karaya çıkıyor ve Mustafa Kemal Atatürk’e bir mektup yazıyor. Şunu öncelikle bildireyim ki; ben buraya kendi isteğimle gelmedim ama burada da inşallah huzur bulacağım en iyi duygularımla bunu size yazıyorum demiş. 4 yıl yaklaşık Türkiye’de İstabul’da kalacak ama aynı yerde kalamıyor. Sürekli bir güvenlik problemi var. Daha uzakta bir yere gidelim diyor. İşte o sırada Büyükada filri ortaya çıkıyor. Ve bu eve taşınıyor. Bür süre sonra Fransa’ya geçiyor.Fransa da istemiyor Norveç’e geçiyor. 2 sene de orada kalıyor. En sonunda Meksika kabul ediyor. Fakat Meksika’ya gidişi onun da sürgün yıllarının sonu oluyor. 1937’de Meksika’ya yerleşiyor. 1940 senesinde de gazeteci kılığında birisi geliyor. Kapıyı açıyor ve maalesef buz kıracağı ile öldürüyor.”
Ada’nın aslında yetim kalmış olan Rum Yetimhanesi nasıl kuruldu, nasıl otelden yetimhaneye dönüştürüldü, 2. Abdülhamid neden işlevine müsaade etmedi?
 
“Burası yetimhane olarak yapılmıyor, otel olarak düşünülüyor. Şark ekspresi var. Avrupa’dan istanbul’a Avrupalıları getiriyor. Doğunun mistik şehri. Doğunun eski başkenti, Roma başkenti burası Konstantinopolis. Buraya bir eğlence merkezi de lazım. Aslında normalde Pera Palas’ta kalıyorlar. Bir de Ada’da diyorlar. Oyun da oynayabilecekleri iyice eğlenebilecekleri bir yer yaptıralım. Mimarı çok meşhur bir mimardır Alexandre Vallaury.
Abdülhamid’i işin kumarhane bölümü rahatsız etmiş. Kaynaklarda genellikle böyle geçiyor. Rum cemaatinden bu zarifilerden aslında Yorgo Zarifi çok zengin bir bankerdir. O ölmüş ama dul eşi Eleni zarifi belli bir miktar parayı veriyor ve de patrikhaneye devrediyorlar. Patrikhane de burayı yetimhane olarak kullanıyor.”
Büyükada’nın simge yapılarından Aya Yorgi Kilisesi’nin hikayesini de anlatır mısınız?
 
“Bir kral var Servius. Bu kralın da çok güzel bir kızı var. Fakat gelin görün ki günün birinde bir ejderha ortaya çıkıyor. Bu kızı alıp kaçıyor, dağa kaldırıyor. İşte o sırada da tabii böyle durumlarda hızır gibi yetişen Aziz Georgios atıyla geliyor elinde mızrağı ile. Ben bu işi hallederim diyor. Dağa çıkıyor ve ejderha dağda suyu da kesmiş gidiyor, önce ejdrhayı öldürüyor, kızı kurtarıyor, sonra suyu da açıyor. Ve bundan sonra senin yolunu takip edeceğim diyor.
Kilise büyük olasılıkla İmparator Nikiforos Fokas zamanında yapılmış.  Aya Yorgi kilisesini yaptırmış olabilir diye anlatılır.
Sonrası yine efsane aslında. Haçlılar kiliseyi yıkacaklar. Bazı kutsal emanetleri yok etmesinler diye onları bir toprağa saklama söz konusu. Bir şekilde bulunduğunu, ondan sonra da üzerine aynı yere yeniden bir kilise yapıldığını, yeniden yapılan kilisenin ise 1894’teki depremde çok hasar alması üzerine yıkıldığını ve onun yerine 1905’te bu son bugün görebildiğimiz kilisenin yapıldığını görüyoruz.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu